| Kara Vezir Seyit Paşa |
|
|
|
|
SİLAHTAR SADRAZAM SEYYİT MEHMET PAŞA (KARAVEZİR) Gülşehir (Arapsun ) kazasının olarak kurucusu olan Seyyit Mehmet Paşadır, Karavezir Seyyit Mehmet Paşa 1, Abdülhamit'in vezirlerinden olup, sonradan sadrazamlığa kadar yükseltilmiştir. Karavezir Seyyit Mehmet Paşa, Nevşehir'e bağlı Üçhisar kasabasından Hacı Mahmut Efendi ve karısı Meryem'den doğma, kızları Ayşe'nin Gülşehir eşrafından Esseyit Ali Bin Esseyit Hamza (Hamzanın oğlu Seyyit Ali Efendi) nin evlenmeleri neticesi Miladi 1735 yılında dünyaya gelmiştir. 16 yaşına kadar Arapsun'da kaldıktan sonra 1751 'de Osmanlı Padişahlarından Sultan Mahmut devrinde İstanbul’a gitti.O zaman, dayısı Ahmet oğlu Süleyman Ağa onu saraya güvenirliği ve ahçıbaşılığı ile ünlü bir kişi olduğundan yeğenini saray helvahanesine çırak ettirdi. Süleymanağa aynı zamanda Karavezir Seyyit Mehmet Paşanın tahsil ve terbiyesinde itina ederek iyi bir şekilde yetişmesini temin etti, Sonra 1759 yılında Karavezir Zülüflü Baltacılar ocağına alındı. Karavezir burada da tahsiline devam etti; bilgili bir kişi olarak 1761 yılında enderun hazine odasına alındı. Hitabetteki beceri sayesinde bir yıl sonra hazine odasına ikinci yazıcı olarak atandı. Karde-i Seyyit Mustafa ağa velihat Abdulhamit Efendinin kahvecibaşısı olduğundan, Karavezirde bu sayede velihat Abdulhamit efendiye bağlanmıştır. Birinci Abdulhamit hükümdar olunca, Seyyit Mehmet Ağa ( Karavezir) has odaya alındı; kısa zamanda hazine kethüdası ve bir yıl sonra (1775) hükümdarın silahtan oldu, Seyyit Mehmet Ağa ( Karavezir) akıllı, kültürlü, kabiliyetli idi. Zekası sayesinde süratle padişah 1, Abdülhamit'in sevgi ve itimatını kazanıp; büyük bir nüfus elde etti. Nüfusunu korumak için 1. Abdulhamit' in yakınında kendisine rakip olabilecek kişi bırakmayıp başka vazifelerle etrafından uzaklaştırdı, hatta sadrazamların işe alınıp ve çıkarılmaları onun sayesinde olmuştur, Karavezir, bu nüfuzu genellikle hayırlı işlere kullandığı için müdahaleler olumlu sonuç vermiş; buda nüfusunun daha da artmasına sebep olmuştur. Fakat, onun hükümdar üzerinde gizli nüfusu bir taraftan dedikodulara sebep olduğundan kendisi için zararlı bir hal almıştır. Buna son vermek için Kalafat Mehmet Paşa Sadrazamlıktan alındı. Karavezir 21 Ağustosl7 tarihinde sadaret makamına getirildi, bundan sonra Karavezir diye anılan Silahtar Karavezir Seyyit Mehmet Paşa, büyük bir faileyetle işe girişti; bilhassa ıslahat işlerinde Hükümdarın birinci derecede müşaviri ve yardımcısı oldu. Karavezir, bütün düşündüklerini yapabilmek için ecelden aman bulamadı, Ondan mühim hizmetler beklenirken yakalanmış olduğu Akciğer Tüberkülozundan kurtarılamayarak 19-20Şubat/ 1781 tarihinde öldü. Abdülhamit, Onu çok sever ve kendisine tam manasıyla itimat ederdi; bütün saltanatı boyunca ciddi, itimat ettiği ve değer verdiği tek vezir OT idi. Karavezir hastalığında, Abdülhamit kendisini ziyarette bulunmuştur. Vefatından sonra Karavezirde kendisi için yaptırdığı İstanbul Bahçekapıdaki Hamidiye Türbesindeki mezarlığına defnedilmesini sağlamıştır. Karavezir, kısa boylu zayıf, esmer ve çirkin bir kişi idi, Enderunda hizmet ederken şakacılığı, nükteciliği, latifeciliği ve fıkraları ile tanınmıştır, Has odaya alındıktan sonra şakayı terk edip, ciddi bir hal aldı, Karavezir namuslu, bilgili, akıllı bir devlet adamı idi. Merhumun Gülşehir'de (Arapsun ) cami, imaret, kütüphane ve hamamı vardır. Aynı zamanda şehre içme suyunu da Karavezir getirtmiştir. Gülşehir'i imar ederek Sanlar Türkmen aşiretini buraya yerleştirip köy iken bir kaza merkezi haline getirip; adı da Gülşehir ola- rak değişmiş ise de, bu isim sonradan unutulup eskisi eskisi gibi Arapsun olarak devam ettirilmiştir. İstanbul'da ilk defa olarak Hıdırilyas (Hıdırilloz) fan evvel kuzu kesme yasağını koyan koyun ve böylece neslini korumaya çalışan Karavezirdir. Hastalığında Onun için 1 .Abdulhamit zamanın en uzman doktorlarını vazifelendirmiş ise de çare bulamamıştır, Abdülhamit’in şehzadelerinden biride çiçek hastalığından Karavezir'le aynı gün vefat etmiş, bu iki kayıp padişahı üzmüş ve yıpratmıştır. Karavezir Silahtar Seyyit Mehmet paşa 1. Abdülhamit'in ıslahat hareketlerinde çok mühim roller oynamış ve büyük yararlılıklar göstermiştir. Aynalı kavak tenkinamesi adı verilen 9 maddelik Rus-Osman antlaşmasında da birinci derece de rol oynamıştır. Rusya ile Osmanlılar arası çok nazik olduğu bir dönemde zamanın sadrazamı; Darendereli Mehmet Paşa pek değerli bir kişi olmakla beraber, Padişahın yakını bulunan Karavezir'le geçinemediğinden (bütün işlerin Karavezir'in arzusu ile yürütmeyi ret ettiğinden ) azledilerek sadaret mührü yeniçeri ağası Kalafat ağaya verildi, (1 Eylül 1778 de) Karavezir Seyyit Mehmet Paşanın ] 9-20 Şubat 1781 yılında ölümünden sonra; Abdulhamit bu aydın ve çalışkan vezirinin yerini tutacak birini ararken eski vezirlerinden ve Erzurum Valisi izzet Mehmet Paşayı bu göreve getirdi. 1. Abdulhamit, daha ziyade orduda ıslahata karar verdiği zaman Karavezir'i sadaret makamına getirmiş; tarihimizin Karavezir olarak tanıdığı Seyyit Mehmet Paşa devlet işlerini selametle yürütülmesi bakımından ümit bağlamış ve vezirlik hattı humayumun Karavezir için " SİZ'Kİ VEZİR-İ AZAM ve Bİ-İSTİKLAL VEKİLİ MUTLAK HAMİDE FİALİMSİNİZ" demiştir. O zamana kadar hiç bir padişah, vezirin istiklal ile hareketi hakkında bahsetmemiştir. Karavezir hastalığında kendisine ziyarete gelen padişaha ıslahata devam edilmesini,yeniçerilere asla itamat edilmemesini ve sadaret ehil olarak sadaret kethüdası Halil Hamit Kendinin yahut defterdarlık ve nişancılık etmiş olan Hacı Mustafa Efendinin getirilmesini tavsiye etmişti. Padişah sadaret kethüdası Halil Efendiyi paşalığa yükselterek 31 Aralık 1782 tarihinde sadrazamlığa getirdi. Karavezir'i takip eden Halil Hamit Paşada ıslahat hareketlerine cesaretle devam etti. Karavezir zamanında Rusla bütün Türk limanlarından istedikleri gibi sefer etme imkanı bulduklarından Rus gemileri Türk halkının zaruri ihtiyaç maddelerine bol bedel verip götürerek kasti bir burhan yaratmışlardı, Karavezir imparatorluğun hububat merkezi olan Romanya'dan istanbul ve Karadeniz kıyılarına erzak ve buğday yığarak buhranı önlemişti; Ruslar Karavezir'i rahat bırakmamak ve Osmanlı İmparatorluğu'nun toparlanmasına imkan vermemek için ellerinden geleni yapıyorlardı. Şimdiki Romanya ( Eflak, Boğdan) konsolosluklar açmak için Kaynarca Antlaşmasının bir maddesine dayanarak ısrar etmeye başladılar. Karavezir ve Bab-ı Ali'nin ileri gelenleri bu konsoloslukların birer fesat ocağı olacaklarını bildiklerinden izin vermemekte ısrar ediyorlardı. Bu işin fena bir hal almaması bakımından Fransa devleti Türk tarafını iknaya çalıştı ise de ancak Siiisfer'de bir Rus konsolosluğunun açılmasına müsaade edilerek mesele kapatıldı. Karavezir Seyyit Mehmet Paşanın sadarette ilk değerli işi vilayetlerdeki sık sık vali değişmelerini önlemek oldu, Kalabalık maliyetleriyle her yıl başka yere nakledilen valiler imadeyi adı altında aldıkları vergilerle halkı zor durumda bırakıyorlardı. Sadaret'! müddetince mecburiyet olmadan valilerin yerini değiştirme merkez teşkilatını da ıslah ederek ehliyetli memurlar kullandı, Almanca, Fransızca'yı çok iyi bilen Abdürrezzak Bahir Efendiye vezaret verdi, Kendisinden sonra sadrazam olan Halil Hamit Efendi 'ye Hariciye nazırlığı makamı olan Reisülküttablığa getirildi. Kendi kardeşi olan Mustafa Paşanın üzerindeki bugünkü anlamı ile devlet bakanlığı yani Nişancılığı alıp yerine değerli devlet adamlarından Hacı Mustafa Efendiyi getirdi, Humbaracı Ahmet Paşa ve Baron do Tot zamanında tesis edilen Humbaracı ve topçu askerlerinin talim ve terbiyelerine önem verdi. Kaynarca felekatinin asıl sebebinin askeri gerginlik olduğunu anlayan Karavezir, Tavai adlı İsviçreli bir mütehassısa 126 demir topla gülle sipariş itmiştir, Humbaracı ve topçuların sababat yerinde ki talimlerinde bizzat bulunurdu, Bir defa Padişah vezirinden habersiz talimgaha geldiğinde Karavezir'in talimde başardı olanlara mükafat verirken görünce memnun olmuştur. Bu memnuniyetini Padişahlara mahsus olan siyah tilki derisinden kürkü Karavezir'e hediye ederek bildirmiştir. ( Devlet Paşa Tarihi) Karavezir Silahtar Seyyit Mehmet Paşa saraya girdikten sonra bir taraftan devlet işlerini sıhhatli olarak yürütmüş, diğer taraftan doğum yeri ve memleketi olan Arapsun'a da düşünmüştür, İlk hamlede bir köy olan Arapsun'a o zamanki idari teşkilata göre müftü ve kadı tayin ettirerek Arapsun'u kasaba ve kaza haline getirmiştir. Karavezir, Mardin ve Nusaybin havalesinden getirttiği Sarılar adı Türk aşiretini kazaya yerleştirmiş, kazanın nüfusunun bu şeklide artmasını sağlamışı ir. Buna ilaveten Kırşehir, Yozgat Kayseri, Nevşehir, Niğde sancak ve kasabalarının birçok köylerini Arapsun’a bağlamış, bu şekilde yeni teşekkül ettirilen Arapsun kazası; doğuda Kayseri, batıda Aksaray, kuzeyde Kırşehir, güneyde Nevşehir ve Niğde kaza ve sancaklarıyla hem hudut olarak geniş topraklara sahip olup, toprak ve nüfuz bakımından büyük bir kaza olmasını sağlamıştır, Akıllı ve dirayetli Sadrazam Karavezir Seyyit Mehmet Paşa bununla da kalmayarak Gülşehlr merkezinde bugün küçük olmakla beraber Osmanlı mimarisinin en iyi ve numune eserlerinden biri olan Kurşunlu Camii’ni, bunun yanı balina eski adıyla medrese (Okul ve Kütüphane) yaptırmıştır; bununla da kalmayarak şehrin on münasip yerinde Hamam Çarşı ve çarşı içinde; Han, Sübyan Mektebi (İlkokul) inşaa ettirilmiştir. Karavezir yaptırmış olduğu medresede.halen üzerinde kitabesi bulunan bir odayı kütüphane olarak düzenlemiş, bu kütüphaneye İstanbul'dan temin ettiği el yazması ile matbuu değerli kitaplar o zamanki cilt usulleriyle ciltli çeşitli ilim dallarında, dini mevzuatlar Kuran-ı Kerim ve Tefsirler gibi değerli kitaplar bugün Kültür Bakanlığının İlçemizde faaliyet gösterdiği Karavezir Halk Kütüphanesin de muhafaza edilmektedir. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
Nevşehir Kültürel
| Kültür |
| Ekonomi |
| Sağlık |
| Eğitim |
| Mahallelerimiz |
| El Sanatları |
| Yemeklerimiz |
| Site Haritası |










